Girişimciliğin Psikolojik Bedeli

Jessica Bruder  |   |    0

1515

Hiç kimse bir şirket kurmanın kolay olduğunu söylemedi. Bunun ne kadar zorlu olduğu ve çoğu kurucunun gizliden gizliye ödediği bedel hakkında dürüst olma zamanı geldi.

 

Tüm kısaslar ve ölçeklerde, Bradley Smith başarılı bir girişimcidir. California tabanlı finansal hizmetler veren ve geçen sene 32 milyon dolar civarında satış yapan Rescue One Financial’ın CEO’su. Smith’in şirketi son üç sene içinde %1400 büyüme sağlayarak en büyük 500 şirket sıralamasında 310. sıraya geldi. Bu yüzden, Smith’in 5 yıl önce finansal ve zihinsel olarak çok kötü durumda olduğunu asla tahmin edemezdiniz.

 

2008’de Smith borç batağındaki gergin ve sinirli müşterilere danışmanlık yapıyordu. Fakat bu sakin tavırları onun durumunu maskeledi: Onların korkularını paylaşıyordu. Aynı onlar gibi, Smith de borç batağında daha derinlere gidiyordu. Bu hırsla borç uzlaşma şirketini kurmasına vesile olan başlangıç noktasına geldi. “Müşterilerin ne kadar stresli ve sinirli olduklarını görüyordum ve içimden seninkinin iki katı borcum var diye düşünüyordum,” diyor Smith.

 

Emeklilik hesabındaki parasının tamamını ve maksimum kredi limiti olan 60.000 doları çekmişti. Borsa simsarlığı yaparak kazandığı ilk parasıyla aldığı Rolex marka saatini de satmıştı. Ona sürekli “para ağaçta yetişmez”, “asla akraba ile iş yapma” gibi nasihatler veren babasından 10.000 dolar borç istedi ve %5 faizle ödemek şartıyla bir senet imzalayarak bu parayı alabildi.

 

Smith kurucu üyeleri ve 10 çalışanına iyimser görünse de sinirleri çok gergindi. “Uçurumun kenarında olduğumuzu biliyorduk.” Daha sonra baskı arttı: bir çocukları olacağını öğrenmişlerdi. “Tavana bakarak uykusuz geçen geceler oldu” diyor Smith. “Sabah 4’te kafamda bin farklı düşünce ile uyanır, buna engel olamadığım için bu durumun ne zaman son bulacağını merak ederdim.” 8 aylık zor bir dönemden sonra Smith’in şirketi sonunda para kazanmaya başlamıştı.

 

Başarılı girişimciler bizim kültürümüzde kahraman gibi görülürler. Mark Zuckerberg ve Elon Musks’ı idol olarak görürüz. Ve en büyük 500 şirket listesine giren şirketlerin inanılmaz bir şekilde büyümelerini kutlarız. Fakat bu girişimcilerin birçoğunun, mesela Smith, gizli kalmış sırları vardır: İşleri büyümeden önce, insanı güçten düşürecek derecede bir umutsuzluk ve tedirginlik içindeydiler, her şey bitecekmiş gibi görünürdü bu zamanlarda.

 

Daha sonraları, daha fazla girişimci bu ilk zamanlarda yaşadıkları depresyona karşı verdikleri içsel mücadelelerinin onlarda bıraktığı izler hakkında konuşmaya başladı. The Cheezburger Network isimli mizah sitesinin CEO’su Ben Huh, 2001’de denediği fakat başarılı olamadığı bir girişim sonucunda intihara meyilli olduğunu “Ölüm iyi bir seçenek gibi görünüyordu” adlı kişisel bir gönderisinde yazdı. Eski MySpace Başkan Yardımcısı ve çocuk giysileri işi yapan Wittlebee’nin kurucu üyesi Sean Percival, web sitesinde “Her şey yolunda gitmediği zaman, yardım isteyin” diye bir yazı yazdı. “Geçen sene, işim ve kişisel depresyonum nedeniyle birkaç kez uçurumun kenarında gittim geldim.” diye yazdı. “Eğer sizde bu durumdaysanız bana ulaşın.”

 

Foundry Group’un genel müdürü Brad Feld, en son depresyonunda yaşadıklarını, Ekim ayında bloğunda yazmaya başladı. Sorun yeni bir sorun değildi — önde gelen risk sermayedarının yetişkinlik hayatı boyunca verdiği mücadele — ve bunu yaparken bu kadar çok cevap alacağını düşünmüyordu. Fakat sonra mailler gelmeye başladı. Yüzlercesi. Çoğu da aynı şekilde kaygı ve umutsuzluk ile mücadele etmiş girişimcilerden geliyordu. “Eğer isim listesini görseniz gerçekten çok şaşırırdınız” diyor Feld. “Onlar çok başarılı, karizmatik ve göz önünde olan insanlar olmalarına rağmen bununla gizlice mücadele ettiler. Bunu bir utanç kaynağı ya da zayıflık gibi gördükleri için bunun hakkında konuşmamayı tercih ettiler. Kendilerini saklanmak zorunda hissettiler ki bu da durumu daha kötü bir hale soktu.”

 

Eğer bir şirket yönetiyorsanız muhtemelen bunlar size tanıdık geliyordur. Duygusal türbülansa neden olabilecek stresli bir iştir bu. Başlangıç seviyesindekilerin başarısız olma ihtimali yüksektir. Harvard İşletme Okulunda ders veren Shikhar Ghosh’un dediğine göre, her 4 girişimden 3’ü başarısızlıkla sonuçlanıyor. Ghosh aynı zamanda girişimlerin %95’inden fazlasının ilk hedeflerine ulaşmak konusunda yetersiz kaldığını tespit etmiş.

 

Girişimciler genelde çok fazla iş yaparlar ve para kazanmaya çalışırken — müşteri kaybetmek, ortaklarla yaşanan anlaşmazlıklar, artan rekabet ortamı, çalışanların problemleri — gibi birçok engelle karşılaşırlar. “Yol boyunca yaşayacağınız travmatik olaylar olacak,” diyor psikiyatrist ve eski girişimci olan ve şimdilerde girişimcilik ve akıl sağlığı konusunda araştırmalar yapan Michael A. Freeman.

 

Yeni girişimciler sağlıklarını ihmal ettikleri için daha az esnek olurlar ve meseleleri birbirine karıştırırlar. Çok fazla ya da çok az yerler. Yeterince uyumazlar. Egzersiz yapamazlar. “Girişimcilik yolunda, kendinizi zorladığınız ve vücudunuzu suiistimal ettiğiniz bir ruh haline girebilirsiniz” diyor Freeman. “Bu durum ruh halinizde bir hassaslık oluşturabilir.”

 

Girişimcilerin çalışanlardan daha fazla tedirgin olduğunu öğrenmek sizin için biraz sürpriz olabilir. En son çıkan Gallup-Healthways Well-Being Index’te, girişimcilerin %34’ünün — diğer çalışanlara göre %4 daha fazla — endişeli oldukları yazıyor. Ve girişimcilerin %45’inin stresli olduğu gözlendi. Bu diğer çalışanlardan %3 daha yüksek bir rakam.

 

Fakat bu kurucuları uçurumun kenarından iten şeyin stresli bir işten başka bir nedeni daha olabilir. Araştırmacılara göre, çoğu girişimcinin doğuştan gelen ve onları ruh hallerindeki değişikliklere karşı daha hassas yapan bir karakteristik özellikleri var. “Enerjik ve motive yanı güçlü olan insanların girişimci olma ihtimalleri ve yoğun duygusal haller yaşama ihtimalleri oldukça yüksek,” diyor Freeman. Bu duygusal haller depresyon, çaresizlik, umutsuzluk, kendini değersiz hissetme, motivasyon eksikliği ve intihara meyilli düşünceler olabilir.

 

Bunu yüksekte olmanın kötü yanı olarak görebilirsiniz. Kurucuları başarıya iten tutkuları aynı zamanda onları aşağıya çeken şeye dönüşebiliyor. Avusturalya Melbourne’deki Swinburne Teknoloji Üniversitesi bünyesinde çalışan araştırmacılara göre, iş sahipleri “saplantının karanlık tarafına” karşı daha hassaslar. “Kurucularla, girişimcilik tutkusu hakkında yapılan röportajlar ışığında, araştırmacılar deneklerin çoğunda işlev bozukluğuna neden olabilecek derecede yoğun stres ve tedirginlik hissine yol açan klinik saplantı olduğunu buldular” diye yazıyor Entrepreneurship Research Journal’ın Nisan sayısında yayımlanan bir makalede.

 

Johns Hopkins Üniversitesi Tıp Fakültesinde eğitim veren psikiyatrist John Gartner, The Hypomanic Edge: The Link Between (a Little) Craziness and (a Lot of) Success in America adlı kitabında genelde gözden kaçan bir mizaç olan hipomaninin bazı girişimcileri güçlü yapan ve aynı zamanda kusurlarını ortaya çıkaran bir özellik olabileceğini söylüyor.

 

Cinnetin daha hafif bir versiyonu olan hipomani, manik depresif olanlarda görülüyor ve Amerika’nın yaklaşık %5 ila %10’unda görülür. “Manik depresif kişiler kendilerini İsa zannederler” diyor Gartner. “Hipomanik kişiler ise kendilerini tanrının teknolojiye yatırım yapması için seçtiklerini düşünürler. Farklı seviyede fakat aynı semptomlar görülür.”

 

Gartner’ın teorisine göre ülkenin ulusal karakteri göçmenler dalgası üzerine kurulu olduğu için USA’de çok fazla hipomanik ve çok fazla girişimci var. “Bir kendinden seçilmiş bir ulusuz,” diyor. “Göçmenlerin, daha iyi fırsatlar yakalayabilmek adına şanslarını denemelerine neden olan, olağandışı bir tutkusu, enerjisi, hırsı ve risk toleransı var. Bunlar biyolojik karakteristik özellikler. Eğer bunlar bir ulus oluştursaydı, girişimcilerden oluşan bir toplum ortaya çıkardı.”

Hırslı olmalarına rağmen, hipomanikler nüfusun geneline göre daha yüksek depresyon riski taşıyorlar, diyor Gartner. Başarısızlık tabii ki bu depresyon nöbetlerini tetikleyebilir, fakat aynı zamanda bir hipomaniği yavaşlatan her şey de buna neden olabilir. “Çoban köpekleri gibiler — koşmak zorundadırlar,” diyor Gartner. “Eğer onları eve kapatırsanız, mobilyalarınızı parçalarlar. Resmen çıldırırlar, her yere saldırırlar. Hipomanikler de aynen böyle olur. Sürekli meşgul olmak, çok çalışmak zorundadırlar.”

 

“Girişimciler sessizce mücadele verdiler. Bunun hakkında konuşamayacaklarını, bunun bir zayıflık göstergesi olduğunu düşündüler.”

 

Psikolojik durumunuz ne olursa olsun, büyük aksilikler sizi yere serebilir. Tecrübeli girişimciler bile, ayaklarını altındaki halı çekilmiş gibi yere düşebilir. Mark Woeppel yönetim danışmanlığı firması olan Pinnacle Strategies’ı 1992’de kurdu. 2009’da telefonu artık çalmıyordu.

 

Global ekonomik kriz çerçevesinde, müşterileri yönetimlerini geliştirmekten ziyade hayatta kalabilmek konusunda endişeliydiler. Satışları %75 düştü. Woeppel yarım düzine çalışanını işten çıkarmak zorunda kaldı. Çok geçmeden, varlıklarını satmaya başladı: arabalar, mücevherat, satılabilecek her şey. Özgüveni de azalmaya başlamıştı. “Bir CEO olarak, kendinizi evrenin efendisi olarak görürsünüz,” diyor. “Sonra birden bire, öyle olmadığınızı fark edersiniz.”

 

Woeppel evine kapandı. Tedirgin ve öz güveni dibe vurmuş bir şekilde, çok fazla yemeye başladı ve 25 kilo aldı. Zaman zaman eski bir bağımlılıkta geçici bir rahatlama buldu: gitar çalmak. Bir odaya kapanarak Stevie Ray Vaughan ve Chet Atkins’in sololarını çalıştı. “Bu sadece yapmayı sevdiğim için yaptığım bir şeydi” diyor. “Sonra gitar, ben ve huzurdan başka bir şey kalmamıştı.”

 

Tüm bunları yaşarken yeni hizmetler geliştirdi. Tek umudu şirketinin bu hizmetleri satabilecek kadar uzun bir süre hayatta kalabilmesiydi. 2010’da, müşteriler geri gelmeye başladı. Pinnacle, bir havacılık teknolojileri üretici ile gelmiş geçmiş en büyük sözleşmesini yaptı. Geçen sene Pinnacle’ın geliri 7 milyon doları buldu. Satışlar 2009’dan sonra % 5000 arttı ve en iyi 500 şirket listesinde 57. sıraya yükseldiler.

 

Woeppel zor zamanlardan geçtikten sonra daha esnek olduğunu söylüyor. “Kendimi ‘işim neyse bende oyum’ diye görüyordum” diyor. “Sonra başarısız oldum. Ve şunu fark ettim ki çocuklarım beni hala seviyordu. Eşim beni hala seviyordu. Köpeğim beni hala seviyordu.”

 

Fakat çoğu girişimcinin yaraları tamamen iyileşmez. Wyoming Laramie’de kurulan, enerji teknolojileri firması WellDog’un CEO’su John Pope’un durumunda böyle olmuştu. 11 Aralık 2002’de Pope’un tam olarak 8.42 doları vardı. Arabasının taksitini 90 gün geciktirmişti. Ev kredisini 75 gün geciktirmişti. The IRS onun adına bir ipotek çıkarmıştı. Ev telefonu, cep telefonu, kablolu televizyonu, hepsi kapanmıştı. Eşi ve kızları ile birlikte kaldıkları evin gazı da bir hafta içerisinde kesilecekti. Ve artık ısınamayacaklardı. Şirketinin, bir petrol şirketi olan Shell’den beklediği elektronik transfer vardı. Stratejik bir yatırımcı aylar süren görüşmelerden sonra 380 sayfalık bir sözleşme imzalamıştı. Ve Pope bekledi.

 

Beklenen transfer ertesi günü gerçekleşti. Pope ve şirketi kurtulmuştu. Sonrasında finansal olarak boyunu aşacak şeylerin bir listesini yaptı. “Bunu unutmayacağım,” diye düşündüğünü söylüyor. “Bu gitmeyi göze alabileceğim en uzak nokta.”

 

O zamandan sonra WellDog hızla büyüdü: Geçen üç sene içerisinde satışlar % 3700 artış göstererek 8 milyon dolara ulaştı. Şirket en iyi 500 listesinde 89. sırada yer alıyor. Fakat bu kargaşalı yılların duygusal izleri halen görülebiliyor. “Sürekli boyunu aşma hissi var, asla tam anlamıyla rahat olamıyorum” diyor Pope. “Bu durum ciddi bir özgüven problemi oluşturdu bende. Ne zaman bir güven oluştursan bir şeyler olacak ve onu yerle bir edecekmiş gibi hissediyorum.”

 

Pope bazen kendisinin duygusal olarak küçük şeylere ulaşmış olduğunu fark ediyor. Bu ona travma sonrası stres bozukluğunu hatırlatan bir durum. “Bir şeyler oluyor ve ben bu konuda telaşa kapılıyorum,” diyor. “Fakat sorunun kendisi benim verdiğim tepkiden çok daha küçük aslında. Bu da geçirdiğim zor zamanlarda kalma bir şey işte.”

 

“Manik depresif kişiler kendilerini İsa olarak görürler, hipomanik kişiler ise kendilerini tanrının teknolojiye yatırım yapması için seçtiklerini düşünürler ” -John Gartner

 

Bir şirket kurmak genelde inişler ve çıkışlarla dolu zorlu bir yoldur. Girişimcilerin, hayatlarının kontrolün kaybetmemek için yapabilecekleri şeyler var, diyor uzmanlar. En önemlisi de sevdiklerinizle daha fazla vakit geçirmektir, diyor Freeman. “İşinizin insanlarla iletişiminizin önüne geçmesine izin vermeyin,” diyor. Depresyon ile savaşırken en önemli silahınız arkadaşlarınız ve ailenizdir. Ve yardım istemekten korkmayın. Herhangi bir kaygı, travma sonrası stres bozukluğu ya da depresyon belirtisi görüyorsanız, bir ruh sağlığı uzmanına görünün.

 

Freeman aynı zamanda girişimcilere finansal açıklıklarını sınırlı tutmalarını tavsiye ediyor. Risk değerlendirmesi söz konusu olduğunda girişimcilerin kör noktaları, içinden koca bir kamyon geçecek kadar büyük oluyor, diyor. Sonuçları sadece banka hesabınızı değil aynı zamanda stres seviyenizi de yerle bir edebiliyor. Kendi paranızın ne kadarını yatırım olarak kullanabileceğiniz konusunda bir limit belirleyin. Ve arkadaşlarınızın ya da ailenizin, kaybetmeleri durumunda zor duruma düşeceklerinden daha fazlasını katmalarına izin vermeyin.

 

Kardiyovasküler egzersiz, sağlıklı beslenme ve yeterli uyku da size çok yardımcı olacaktır. Aynı zamanda şirketiniz dışında bir kimlik geliştirmek de yardımcı olacaktır. “Kendi değerinizin şirketin net değerine eşit olmadığı bir inanç sistemi geliştirin,” diyor Freeman. “Hayatınızın diğer boyutları sizin kimliğinizin bir parçasıdır.” Aile kurmak, yerel bir bağış kampanyası yönetmek, arka bahçede model uçak yapmak ya da hafta sonları dans etmek gibi iş dışındaki alanlarda da başarılı olduğunu hissetmek çok önemlidir.

 

Başarısızlık ya da kayıp karşısında bakış açısını değiştirebilmek de liderlerin zihin sağlığı açısından faydalıdır. “Kendinize, ‘Başarısız oldum, şirket battı, her şey bitti’ demek yerine verilere farklı bir açıdan bakın: Bir şey kaybedilmedi, bir şey kazanılmadı. Hayat sürekli bir deneme yanılma sürecidir. Başınıza gelenleri abartmayın.” diyor Freeman.

 

Son olarak, duygularınız konusunda açık sözlü olmanızı, ofiste bile hissettiklerinizi gizlememenizi tavsiye ediyor Brad Feld. Duygusal anlamda dürüst olmaya hazır olduğunuz zaman etrafınızdaki insanlarda daha derin bağlar kurabilirsiniz, diyor. “Kendinizi ve hissettiklerinizi inkar ettiğiniz zaman insanlar bunu fark ederler” diyor Feld. “Savunmasız olabilme isteği bir lider için çok önemlidir.”

 

 

Bu makale inc.com’da Jessica Bruder tarafından 2013’te yayınlanan yazıdan çevrilmiştir.

Yorum yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*

Devamını oku:
Entrepreneurial-Skills-for-Kids
Çocukların Başarılı Bir Hayat Sürmek İçin Öğrenebilecekleri 7 Girişimcilik Becerisi

Bir ebeveyn olarak, çocuğumu bilemek, başarılı bir hayat sürmesi için önemli olan becerileri öğrenmesine yardımcı olmak istiyorum. Eğer genç yaşta...

Kapat